MEHMET FARAÇ- DOĞU YAKASINDA YENİ BİRŞEY YOK | Birazoku Kitap Eleştirileri


MEHMET FARAÇ- DOĞU YAKASINDA YENİ BİRŞEY YOK

Kategoriler: Eleştiri, Tanıtım, Tavsiye
mehmet-farac-doguda-bir-sey-yok

Mehmet Faraç’ı sık takip ettiğimi söyleyemem ama ara ara baktığım, köşe yazarlığı yaptığı gazetesinde nelere değindiğini çok iyi bilirim.

Bu eseri de Urfa’ da bizzat gazeteci vasfıyla gözlem yaptığı haberleri ve olayları, kendi edebi sıfatını kullanarak zenginleştirdiği kitabında toplamış. Gazetecilerin köşelerinde yazdığı yazıları toplayarak tekrar okuyucuya sunmaları tartışılır bir durum ancak ben tüm olumsuz eleştiri ve yorumlara Bu eseri örnek gösteriyorum. “Doğu Yakasında Yeni Bİrşey Yok” deneme formatında yayınlanmış mükemmel bir eser.

Yazarın gerçek olay ve yaşanmış hikayeleri bu kadar gerçekçi bir şekilde sunduğu eserlere dikkat çekmek için bu yazıyı yazıyorum. Mehmet Faraç, yılların deneyimini usta gazeteci kimliği ile ve insanlığı ve vicdanı ön plana çıkararak siyasal ve yapısal bir öz eleştiri sunuyor.

Doğu ve Batı’nın farklarını, ilerlemişliğini ve geri kalmışlığını, sıradan olayların ironik yönlerini, cehaletin “TÖRE” adı altında ki müdafasını, insanların en derin ve dokunulmaz yarasına hem içeriden hem de dışarıdan bütüncü bir bakış açısıyla gözler önüne seriyor.

Faraç eserinde onlarca insanın ne denli saçma sebeplerle can verdiğini ve bu saçma adetlerin nasıl devam ettirildiğine dair onlarca örneğe yer veriyor.

Aklımda kalan en vurucu cümlelerin bazılarını sizlerle paylaşmak istiyorum:

Bir coğrafya düşünün ki, o topraklarda kan davası, ekmek kadar yaşamın içinde olsun… ve orada töre; namus, arazi ve su için yaşanan çatışmalar, insanı nefes aldığına pişman etsin…

Öfke niye bu topraklarda Ejderha gibidir?

İnsanı insana kıydıran feodal silahın tetiğini hep cahiller mi çeker? … Namlunun arkasındaki cehaleti kimler yaratır?

Cehaletin pençesinde çırpınan insanların tanımadığı düşmanları da olurdu…

Dialogları kanla yazılmış bir filmin kötü  adamları çok olurdu! Senaryoyu son şekline getiren töre , tetikçiye hak ettiği rolü her zaman verirdi.

Doğu ve Güneydoğu da yüzlerce üniversiteli de kan davasına karışmaktan kaçınmadı… Nice gençler diplomaları yerine idam fermanlarını asmıştı kanlı mağaralara…ve nice canlar parlak geleceklerini kana bulamışlardı.

Doğu da birbirine düşen aşiretlerin çok büyük bölümü kendi içlerinde de derin açmazlar barındırıyordu. Onlar hem düşmanlarıyla hem de kandaşlarıyla çatışıyor, içte ve dıştaki hasımlarına karşı hep tetikte olmak zorunda kalıyorlardı… Namluları hem düşmanlarına hem de akrabalarına dönüktü.

İnsanlar bazen kendi akrabalarıyla girdikleri savaşta, yüzlerce yıllık kanlılarını unutabiliyor, kendi varlıklarıyla tükenmişliklerini yaratıyorlardı!

Her kan yeni acılar yaratır; her acı yeni kanlar akıtır!…



Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*


*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>


Email
Print