Koyun Gülü Yedi! : Kayıp Gül | Birazoku Kitap Eleştirileri


Koyun Gülü Yedi! : Kayıp Gül

Kategoriler: Genel
kaypgl

Bir kitabın çok satıyor olması, o kitabı almam ve okumam için yeterli bir sebep değildir. Çünkü okumak için vakit azdır ve okunulası öyle çok kitap yazılmıştır ki, değerli vaktimi hak eden kitaplara ayırmaya özen gösteririm ben. Gelin görün ki çok satan bir kitabın üzerinde şöyle bir not varsa örneğin:

“Simyacı, Küçük Prens ve Martı’yı sevenlerin mutlaka okumaları gereken bir kitap.”

Ve siz bu üç kitabı da çok seviyorsanız sonra ve hatta üçü de başucu kitabınızsa,
Simyacı gibi koyunların yeri geldiğinde insanlardan daha iyi dost olacağını düşünüyorsanız; sizden değişmenizi asla istemedikleri için,
Küçük Prens gibi büyüklerin hiçbir şeyi tek başlarına anlamadıklarını düşünüyorsanız ve durmadan açıklamalar yapmak sizin için yorucu olsa bile kocaman bir çocuk olmayı yeğliyorsanız hayat boyu,
Martı Jonathan gibi yalnızsanız genelde, anlaşılmazsanız diğerleri için ve öcüyseniz bazen yine onlar için…

İşte siz böyle biriyseniz ve kapağına böyle bir not düşülmüş bir kitap bulursanız, çok satanlar rafında olsa bile alırsınız. Adı Kayıp Gül’dür kitabın, Serdar Özkan’dır yazarı…

Okuduğum bir kitap, okuyucuyu kitabın içine çekmeyi başaramayan bir yazarın elinden çıkmamışsa eğer benim için bir kitaptan çok daha fazlasıdır. Bir süreliğine başka biri olurum. Ve nedense yazarlar da genelde beni anlatırlar. Kayıp Gül’deyse Diana’ydım ben.

Hani bilirsiniz; bazı insanlar gerçekten bilirler. Çok şey bilenlerden bahsetmiyorum, gerçekten bilenlerden, bilge olanlardan bahsediyorum. İşte kitapta bilge bir annem vardı ve şöyle bir konuşma geçiyordu bir gün aramızda:

-Descartes gibi insanlar, giydikleri kumaş parçalarına değer kazandırıyorlar. Bir de tam tersini düşünsene.
-Ne gibi?
-Kumaş parçalarının insanlara değer kazandırdığını.

Ve ben annemleyken hep şunu hissederdim:

Kendini özel hissetmek için ihtiyacın olan tek şey, kendinsin.

Ne diyorduk: zengin bir ailenin kızı, başarılı bir hukuk öğrencisi Diana. Hikaye yazmak istiyor ama bu konuda Diana’yı annesinden başka destekleyen yok. Hatta kendisi de bunu istediğini pek düşünmüyor. Ve bir gün annesini kaybediyor Diana. Ardından yıllarca bihaber yaşadığı bir kardeşinin var olduğunu öğreniyor: Mary. Ve hikaye burada başlıyor…

Küçük Prens’i okuyanlarınız bilirler, St. Exupery kitabı “Koyun gülü yedi mi, yemedi mi?” sorusuyla bitirir. Ve bu sorunun cevabının her şeyi değiştireceğini söyler. Yitik kardeş Mary, gülünü kaybettiğini fark etmiştir ve onu bulmak için yollara düşmüştür. Diana’ınsa annesinin son isteği üzerine, bir kaçık olduğunu düşündüğü kardeşi Mary’yi bulması gerekmektedir. Diana’nın peşine düştüğü kendisinden başkası değildir, ancak bunun farkında bile değildir…

Mary şöyle der bir mektubunda:

“Görmek için sadece gözlerimi kullansaydım, kaybolurdum karanlık dünyanızda.”

Serdar Özkan’ın 40’ı aşkın ülkede 34 dile çevrilen bu kitabını okumanız, kendi gülünüzü yitirip yitirmediğinizi sorgulamanıza sebep olacaktır.

Son olarak Diana’nın deniz kenarında tanıştığı genç ressamın yaşlı bir adamla çok sevdiğim diyaloguna yer veriyorum:

(Diana’dan bahsediyorlar.)
-Harvard’da okuduğum için bana farklı bir gözle bakmasını ister miydim, emin değilim. Sonunda kendimden başka bir şey için sevilerek cezalandırılmak istemiyorum.
-Ne? Kim kimi neden seviyor ve kimi cezalandırıyor?
-Eğer benden Harvard’da okuduğum için hoşlanacaksa, hiç hoşlanmasın daha iyi. Ben eğitimim değilim çünkü. Zekam değilim, ilişkilerim değilim, işim değilim… Bunların toplamı da değilim.
-Kim olduğunu biliyor musun peki?
-Ben sadece… Ben sadece benim.
-Sen gel, yine de beni dinle. Gösteer! Küçük Hanımı görmedin mi, havalı kız, saçının tepesinde güneş gözlükleri filan. Harvard kulağına müzik gibi gelecektir, güven bana. Söyle şunu, olsun bitsin: Harvard.
Ressam başını salladı:
-Yo, bu çok riskli olur… Her zaman senden daha iyi vasıflara sahip başka biri çıkar. Ama senin gibi biri daha yok. Bilirsin, herkesin parmak izi farklıdır. Ben içimizde de bir parmak izi olduğuna inanıyorum. Moda eldivenler giyerek örttüğümüz bir iz…



Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*


*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>


Email
Print