İnsan Sakladıklarıyla İnsandır | Birazoku Kitap Eleştirileri


İnsan Sakladıklarıyla İnsandır

Kategoriler: Genel
edebiyat-roman-yerli-ve-sen-kus-olur-gidersin20110617150119

“Bil ki ey sevgili!
Ben seni aklımdan hiç çıkarmadım;
Ben sadece aklımı çıkardım.
Ve böyle bilsin bütün dünya,
ben aklımı senin ramına değil,
senin uğruna senden çıkardım.”*

Kayıp bir adamın öyküsü: ve Sen Kuş Olur Gidersin. Kendi içinde kayıp bir adamın, kendi zihninde… Elinizden tutuyor sizi ve hayatı üzre bir yolculuğa sürüklüyor. Anlatmak istiyor. Anlatma isteğiniyse şöyle açıklıyor:

“İnsanlara bir şeyler anlatmaya çalışmak buharlı bir cama yazı yazmaya benziyor. Özenle yazıyorsun, apaçık belli oluyor anlattıkların. Sonra silinip gidiyor.
Karşılaştığım her insana anlatmak istiyorum.
Küçükken gördüğüm buhar tutmuş her cama yazı yazmak isteği gibi…”

Bu yorgun adamın peşine takılıyoruz biz de. Onun çocukluğuna şahitlik ediyoruz, ilk gençliğine… Bohem bir adam olan babasının, işini batırmasının ardından hayatına da aynı muameleyi yapışına şahit oluyoruz. Gururu kırılan bir adamın her şeyi yapabileceğini öğreniyoruz. Yaralı bir hayvan gibi… Eşine ilk kez vurduğunda dibe batıyoruz onunla birlikte, çaresizliği duyumsuyoruz. Kahramanın babasına içten içe üzülüp aynı zamanda kızıyor, asil ruhlu annesineyse derin bir hürmet besliyoruz.

Çok sağlıklı bir çocukluk geçirmeyen kahramanımız iyi bir eğitim alıyor, iyi bir işi oluyor, ancak mutlu değil, arıyor. Neyi aradığını o da bilmiyor ancak arıyor. Etrafımızda gördüğümüz pek çok başarılı ancak mutsuz insan gibi. Fakat kahramanımız, tabiri caizse biraz deli. Bu yüzden bir adım öteye gidiyor. Aramaktan korkmuyor.

İşyerinde gözlemlediği bütün o giyim kuşamla var oluştan, kişisel gelişim kitaplarından, tamamen yükselmeye odaklı yaşam tarzından, insanların daha iyi bir eve daha iyi bir arabaya sahip olma arzularından, reklamlardan, anlamsızlıktan, prezentabl olmak zorunda olmaktan, yalnızlıktan bunalmış bir adam… Buraya kadar bu adamın hayatında bir şey eksik, sizce de öyle değil mi? Her şeyi daha da berbat edecek bir şey; bir kadın. Çok sevilen ama asla kuvuşulamayacak olan bir sevgili… Onu mutsuz etmekten korktuğu için eliyle ellere verdiği Suzan mesela. Ya da kendi tabiriyle, Lola.

Lola’yla aralarında gizli bir sözleşme… Kimsenin, kendilerinin bile haberi yok. Birbirlerini çok sevecek ama asla söylemeyecekler. Ve Lola her gidişinde, altında dolaştıkları gökyüzünü de alıp gitmekte…

“-eğer gelin olarak gitmeseydin sana bir veda öpücüğü verirdim.
-gelin olmasaydım sana hiçbir zaman veda etmezdim.”**

Akıp giden cümleler ve yazarın ilgi çekici üslubuyla bir oturuşta okuyacağınız bir kitap ve Sen Kuş Olur Gidersin. Beni çok etkileyen kitabın son kısmıyla veda edelim:

”19. yüzyıl boyunca birçok cerrah, bir hayvanın üzerinde operasyon yapmadan önce alışılmış bir biçimde ses tellerini kestiler.
Bunu, deney sırasında hayvanlar ses çıkarmasın diye yaptılar.
Deneyi yapanlar, ses tellerini keserek aynı zamanda gerçeği yadsıdılar.
-sessiz bir hayvanın acı çekmediğini varsaydılar.-
Ve bunu kendileri doğruluğunu kabul ettikleri bilgileriyle doğruladılar.
Hayvanın çığlıkları onlara zaten bildikleri bir şeyi, karşılarındaki yaratığın bilinçli, hisseden ve operasyon sırasında eziyet edilmiş bir varlık olduğunu anlatacaktı.”***

Susuyor olmam, acı çekmediğim anlamına gelmez.

*Dücane Cündioğlu, Cenab-ı Aşk’a Dair
**Ben-hur filminden
***Kelimelerden eski dil.



Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*


*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>


Email
Print