Andrew Davidson- Zebani | Birazoku Kitap Eleştirileri


Andrew Davidson- Zebani

Kategoriler: Eleştiri, Tanıtım, Tavsiye
andrew-davidson-zebani

Bugün Zebani’yi okumayı bitirdim. Aslında o kadar da anlatılacak bir şey yok ama ben nasıl da yanıldığımı anlatacağım. Bu kitabı almamda kitabın adı ve arkasında yer alan övgü dolu yorumlar rol oynadı ancak sıra okumaya geldiğinde birçok hayal kırıklığına uğradım, okuma hevesim kaçtı; yine başladığım işi yarım bırakmamak için sonuna kadar okudum ve umduğum gibi burada yazabileceğim birçok eleştiri konusu ortaya çıktı.
Bana ne bekleniyordu ki diye sorulabilir. Benim beklentim büyüktü. Pek çok önemli kurum, köşe yazarları bu eseri öve öve bitiremiyorlardı. Tabi insan bu kadar övgüyü hak eden, New York Times da bestseller olmuş, her şeyiyle fantastik olan bu kitabı alıp bir ana önce okumak istiyor ama her şey bir iki bölüm okuduktan sonra değişti. Çok hızlı başlamıştım okumaya ancak sonlara doğru iyice eziyete dönüştü. Şimdi ise sizlere gerçek bir eleştiri yapacağım, hazır olun!
1- Kitap kapağı ile içeriğin alakası yoktu.
Kitabın kapağında gökten düşmüş bir insan (kadın) silueti, sırtında iki kesik yara var. Yanında da iki kanat göze çarpıyor. Kitap kapağına bakan çok gizemli fantastik bir hikâye sanır ama yakından uzaktan alakası yok. Hani bir kitabı almak için önce gözünüzü tatmin etmeniz gerekir ya, kapak çok başarılı ancak sanki başka bir hikâyeden alınıp buraya yapıştırılmış gibi duruyor. İyice araştırdıktan sonra bu kapak resminin “Nip Tuck” filminden uyarlanmış olduğunu gördüm. (Ne alakası var!)

2- Kitabın adı ile doğrudan bir bağ kuramadım.
Yani zebani diye kimden, neyden bahsedildiğini biliyorsunuz ama karakter çok sönük kalmış. Hikâye de tam olarak oturtulamamış gibi geldi. Çeviri de hata var çünkü kitabın iç tarafında yer alan orijinal adı “The Gargoyle”. Keşke kitabı çeviren zat bu ismi hiç değiştirmeseydi daha iyi olur ve aslına sadık kalması bakımından da güzel olurdu çünkü zebani diye atılan bir başlık onu başkahraman yapıyor ancak görüyoruz ki kadın karakter ve onun anlattıkları aslında önemli olan daha sonra zebaninin anlattıkları değil. Bu hatayı da burada düzeltelim.

3- New York Times’ da bestseller olmuş. (Güya)
Gerçekten çok merak ediyorum o sürükleyici deyip, kitabı yere göğe sığdırmayanlar acaba siz kitabı sonuna kadar okudunuz mu? Çünkü eğer okusaydınız sizinle kesinlikle aynı fikirde olurduk ve övgüleriniz de birbirinizin kopyası olmaktan çıkar, yararlı bilgiler olurdu. Kitap sonlara doğru özelleşiyor yazarın gerçek denemeleri ortaya çıkıyor. Burada da bazı uyumsuzluklar var ve kitabın ayrı ayrı zamanlarda yazıldığı çok belli oluyor. Bazı bölümler arası ruh bütünlüğü yok. Bir hikâyeden diğerine atlıyor. Aslında Zebani’nin oturtmaya çalıştığı şeyleri, ben bir okuyucu olarak çok rahat mantık düzlemine oturttum. İleri sürdüğü nedenlere birer cevap buldum ve bu cevaplar kitaptaki hikâyelere ek nitelikte. Eser yazarın ilk kitabı olması bakımından bazı yönleriyle mazur görülebilir ancak bu yine de olmaması gereken hataların yok sayılması anlamına gelmez. Yer yer yazarın karakterlere doğru sorular sormadığını görüyoruz.

4- Tüm bu anlamsızlıklar içinde anlamlı olan neydi?
Tam olarak bende bunu anlatacağım bu bölümde ki bazı hataların sizde bilincinde olup buna göre okuyun diye. Kitabın hikâyesini merak edenler, okuyup da anlamayanlar, anlayıp da doğru yorumlayamayanlar ya da bu kız ne yazmış diye merak edenler için, kitabın aslıyla beraber okumak kaydıyla tabi ki.
Kitap ana karakterinden hangisinin gerçekten ana karakter olduğunu anlamadığım, erkek karakterimizle başlıyor. Büyük bir trafik kazası geçiriyor isimsiz kahramanımız ¬–kitabı okuduysanız sizi büyük sürprizler bekliyor bu yönden hakkını yemeyelim. Aslında benim fark ettiğim bu keşfi sizde görebilirsiniz. –bu da kitaba ayrı bir hava katmış. Göreceksiniz ki aslında kitabı bitirmiş vay be demişsiniz (?!) ama zebani diye adlandırdığımız kişinin tüm hayatını öğrenip ismini ustalıkla gizleyebilmesi takdire şayan bir durum. Zebani bunu özellikle yapmıyor, hikâye akışında aslında fark etmiyorsunuz çünkü onu benimsemiş ve kendi yerinize çoktan koymuş oluyorsunuz. Yazarın karakterine isim vermemiş olması çok rastlanan bir durum değil. Öte yandan alışmış olduğumuz o diyaloglar yok. Onun yerine her şeyi sanki şuan size zebani anlatıyormuş gibi geliyor. –aslına kitaba göre anlatıcı zebani ama hikâyeye göre Marienne Engel.
Örneğin; “ben ona eve gideceğimi söyledim. Buna Nan ses çıkarmadı. Gözlerine özellikle bakmamaya çalışıyordum ama onun gözlerinin üzerimde olduğunun farkındaydım. Bana bakarak tamam istediğin gibi olsun dedi. Bende mırıldanarak başka nasıl olabilir ki diye söylendim. Arkasına bakmadan hızla odadan çıktı.”
Öncelikle uyarmalıyım ki böyle bir diyalog kitapta kesinlikle geçmiyor. Tamamen ben anlatımın nasıl olduğuna örnek olması için böyle bir paragraf yazdım ama kitabın anlatımı aynen böyle. İlk defa bu şekilde anlatılan bir kitap okumam benim tuhafıma gitti, hatta daha da ileriye giderek kitabın sonuna kadar bu anlatım sayesinde geldim.
Şimdi gelelim kitabımızın özeti sayılabilecek kısmına. Kitabın heyecanı kaçmasın diye bu kısmı sona sakladım. Kitabın bu naçizane özetini okumak istemeyenler hemen buradan başka bir özete geçebilir. Tercih sizin.
İsimsiz kahramanımız biraz sarhoşken geçirdiği ağır trafik kazası sonucunda uzun bir süre hastanede kalıyor. Orada insanları ve kendini tekrar tanıma fırsatı buluyor. Bu arada zaman zaman geçmişini de sorguluyor ve aslında onun da herkes gibi günahıyla ve sevabıyla – daha çok günahla dolu bir insan olduğunu görüyoruz hatta fazlasıyla sıradan ve trajik. Vücudunun büyük bir kısmı yandığı için hayattan soğuyor ve çok geçmeden hastanenin yanık hastaları için özel olan kısmına yatırılıyor. Doğrusu yazarın neden karakterini yakmayı seçtiğini çok merak ettim. Acaba gördüğü bir yanık hastasından mı etkilendi diye düşünmeden edemiyor insan.
Her ne sebeple olursa olsun, bu kaza ile birlikte hikâye başlıyor. En çok da zebaniyi sevdiğimi söyleye bilirim. Sanki bizden de biraz izler taşıyordu. Bu bakımdan ana karakter olması çok muhtemel gibi görünüyor değil mi? Öyle olmadığını Marienne Engel ile tanışınca anlıyoruz ve burada da bir karışıklık oluyor. Belki yazar üslubunun böyle olduğunu savunabilir ama bizi kandıramaz. – ha ha ne sandınız! Marienne Engel bizim sonradan adını çok fazla duyacağımız şizofren hastamız. İsimsiz kahramanımız onu araştırdıkça şizofren değil de manik depresif olduğunu anlıyor.– çünkü bulgular bunu gösteriyor. Sonra yine anlam veremiyor; sanatçıların çoğunda Marienne Engel’in özelliği olduğunu anladığında onu kendi doğasına bırakıyor. Aslında onu sevmeye başlıyor da diyebiliriz. Yoksa neden bir kişi başkasını yeni tanıştığı manik birinin yanına taşınacak kadar güvensin, en sevdiği doktorunu kızdıracak kadar ileri gitsin, tamamen onun kurallarına uysun, onun için endişelensin ve mutlu olması için kendi haline bıraksın ki?
Marienne Engel tamamen asi bir kişilik. Sayfalar arasında pek çok yerde karşınıza çıkıyor, size müdahale ediyor, çokça sizi gıcık ediyor hatta bazen daha da ileri gidip onun aklını başına getirecek kadar sarsmak da içinizden geçiyor. Belki de kitabın okunmasını sağlayacak olan duygu arada insanı müdahale ettirecek kadar dürtecek bu duyguyu vermesidir. Aksi halde kitabın düz bir anlatımı olduğunu söyleyebiliriniz. İsimsiz kahramanımız Marienne Engel ile tanıştıktan sonra o, onun önceki yaşamdan yani aslında 700 yıl öncesinde kaybettiği eşi olduğunu Zebanimize anlatıyor. –inanabiliyor musunuz, biri sizin yanınıza gelip, tuhaf hikâyeler anlatıp, aslında başka birisi olduğunuzu söylüyor. Siz ne yapardınız lütfen yorum kısmına ekleyin.
Buraya kadar aslında orijinal bir hikâye de diyebilirsiniz ama bu noktada kitabın teknik özelliklerine de değinmek istiyorum. Kitap kabataslak anlatılacak olursa aslında üç temel üzerine oturtulmuş. İlk ikisini anlayabilirsiniz ama üçüncüsünü bulabilmeniz için kitabın bayağı içerisine girmiş olmanız gerekiyor. Hikâye otuz küsür bölüm altında hem geçmişten hem de günümüzden bahsediyor. Yani günümüz derken Marienne ile kahramanımızın birlikte yaşarlarken neler yaptığı, kahramanımıza nasıl acı çektirildiği gibi normal hayat şartları anlatılıyor. Bu birinci temel oluyor.
Marienne Engel ki bu gerçek adı mı bunu da bilmiyoruz çünkü polisler onu çok küçükken terk edilmiş halde bulduklarında ona Jane Doe adını vermişler ama Marienne zamanla doktorlarına bana bu isimle seslenin dediklerinde adı Marienne olarak kalmış. Hikâyede bunun da yeri var –yani gerçek hikâyede, isimsiz kahramanımız kitabın sonuna doğru tüm bunları doğal karşılamaya başladığında üçüncü temel noktamız açığa çıkıyor ki bence en dikkat çekici nokta da bu; Dante’nin İnferno’suna benzer bir İnferno’yu da kendi yaratmıştır. Bunu yaparken de gerçekten hayal gücünü bir hayli canlandırmış. Sıradan okunup geçildiğinde bu sayfalar dikkat çekmiyor hatta gereksiz ayrıntılarla gerçekten sıkıyor bile olsa böyle bir denemenin hikâyenin arasına sıkıştırılması bayağı ilginç olmuş.
İçtenlikle itiraf etmeliyim ki kitabın en beğendiğim yeri ilk sayfasındaki paragraf ve son sayfasında ki son paragraf oldu. Bunun yazarın bir uyarlaması olduğunu sanmıyorum ama kitabın tüm sıkıcılığına ilk paragraf okunur kılıyor, okumanıza değmesini sağlayan da son paragraf oluyor. Neredeyse düşündükleriniz için kendinizden utanmanızı sağlıyor. (İnanamıyorum)
İlk paragraf bir sır değil ama son paragrafı anlamanız için kitabı ara vermeden okumanız ve tüm bu eleştirilere hazırlıklı olarak sabretmeniz gerekiyor. Yoksa kesinlikle neden bahsettiğimi anlayamazsınız.
Bu kitabı okumaya karar verdiyseniz tüm bunlara rağmen büyük sabır, metanet ve irade gerekiyor. Aksi halde bitiremezsiniz dahası zamanınızı ziyan edersiniz. Kolay gelsin…



Andrew Davidson- Zebani için 18 yorum

  • NAGİHAN

    Cevaplandı: 24 Ağustos 2011, 21:12

    Bu yoruma kesinlikle katılmıyorum demiycem bazı yerlerinde evet haklısın. fakat kitabı bu kadar ağır yargılamamanı öneririm. her ne kadar herkesin düşüncesi kendine deselerde. kendimi tutamıyorum işte. lütfen biraz kitabın içindeki ayrıntıla bak ve yazarın ilk kitabı olmasına rağmen ne kadar ustalıklar ayrıntılara dikkat ettiğine bir göz gezdir. “ZEBANİ” bence gayet uygun bir isim kitabın resi hakkında belki haklı olabilirsin ama yinede o kadın sülietin marianne engel ve (yani eğer isimsiz kahramanımız kendi zebani olarak nitelen diriyorsa) zebani ismininde altına hem güzel hemde kötülüğüyle durması pek te göz tırmalamıyor bence… bu arada eğer birisi gelip bana aslınsa sen başka birisin diyerek hikayaler anlatmaya başlasa. sizi temin ederim aynen şöyle derdim.
    “Bu hayatta her şey olabilir..” :) bir düşün…..

    • Duygu Çelik

      Cevaplandı: 25 Ağustos 2011, 14:34

      Sn. Nagihan eleştirini okudum ve kabul ediyorum ancak cevap vermek istediğim bazı noktalar var. Kitabın yazarın ilk eseri olması kendini oldukça belli ediyor. Yazarın mitoloji ile ilgisi su götürmez bir gerçek ama dediğim gibi çok ama çok ayrıntı var yer yer oldukça sıkıcı. olayların akışını bozuyor kitabı okuma şevkini kaçırıyor. Kitabın kapağındaki resmin Marienne Engel olabileceğinden demvurmuşşun ama kitaptaki betimlemelere hiç uymadığına dikkat çekmeliyim. Ayrıca Zebani kötü biri değil oldukça masum. Hayat hikayesi Marieenne Engel den daha çok ilgilendirdi beni. (şuna dikkatini çekmek istiyorum kitabı okumuşa benziyorsun. Tamamen mantık erçevesinde değerlendirmeni rica edeceğim. Marieenne Engel uzun yıllar boyunca aynı işi tutku ile yapmış. Yazar onun evini ve odasını- atölyesini anlatırken çok ça eski kitaptan efsanevi ve bulunması zor eserlerden bahsetmiş. Yazar orada araştırma yaparken onun anlattığı herşeyi doğru olarak orada bulmuş. Demek istediğim şu: Marienne Engel içne kapanık biri olarak (Manik depresif) kendine okuduğu kitaplaradan bir dünya yaratmış olamaz mı? sonra kitapları yalanlayacak birisi olmadığı ya da onu engelleyecek arkadaşları olmadığı için kendi hayal dünyasını bu şekilde desteklemiş olmasın sonra buna JAck’i de alet edip(tuhaflıklarına alıştırıp) gerçeklerden kaçmış olmasın? yani kendini kandırmasın) bu o kadar bariz ki bir noktadan sonra fantastiktan çıkıp saçmalığa dönüyor. Ayrıca kitabın adının içinde sık sık geçen Gargoyle olsaydı daha uygun olurdu. Yorumun için teşekkürler..

      • Esra

        Cevaplandı: 20 Haziran 2013, 12:27

        Kitabın orjinal ismi The Gargoyle’dir zaten.

  • NAGİHAN

    Cevaplandı: 25 Ağustos 2011, 16:37

    evet bazı hikaye geçişlerinde sıkıntı var anlıyorum.(bu arada kitabı okudum bitireli bir hafta oluyor.) marianne engel’inde anlattığı hikayelerde biraz abartı var bunuda anlıyorum insanı okurken sıkıyo ve okuma şevkini kaçırıyor. ama sonuç olarak bunlara mantık çerçevesinde görmek baya anlamsız çünkü kitap zaten manik depresif hastalığının yapabileceklerini ankatıyor birazda bize… mantıksız bir şeye mantık çerçevesinden bakmak anlamsız anlıycaaan. ve bu arada ayrıntılar kitabı daha dikkatli okumamız içindir bir nevi bizi ölçer. kitabın sonunda anlamadığımız yerler varsa kesinlikle ayrıntılara dikkat etmediğimiz içindir… ayrıca ben (zebani) yani bu ismin kötü olduğunu söyledim. kesinlikle isimsiz kahramanımızla bir ilgizsi yok kitabın kapağına bakınca kim ZEBANİ !!! isminin iyi anlamda kullanıldığını savunabilirki? yani kitabı okumadan diyorum. okuyunca iyi anlamda olduğu belli tabii. cebın için teşekkürler diğerlerine katılıyorum….

  • meycla.

    Cevaplandı: 01 Aralık 2011, 17:23

    bence yaptıgınız yorumlar ve açıklamalar çok saçmaa bütün dünya kitaba bitiyo adam 7 yıl ugraşıyo kitaba sonra siz çıkıp okuyamadım çok sıkıcıydı diyosunuz yorum yapmak size düşmedi !!!!!!!!!!kitap New York Times’ da bestseller !!!!!!!!!

  • Duygu Çelik

    Cevaplandı: 06 Aralık 2011, 08:04

    ismini yazmadığın için sana ne diye hitap etmem gerektiğini bilmiyorum little. Yorumunu defalarca okudum ama inan ne anlam vereceğimi bilemedim. ne demek yazar 7 sene uğraşmış ve bestseller, size yorum yapmak düşer mi? Sana ilk önce okuyucunun nasıl hakları olduğundan bahsetmek isterdim. Mesela beğenip beğenmemek gibi. Ben beğenmedim dedim, yukarıdaki yorumlara bakarsan Nagihan beğendim dedi. Saygı duyduk birbirimize ve belli bir saygı çerçevesinde nedenlerimizi paylaştık. Seninle ne paylaşabilirim bilmiyorum Little. Ha, eğer bana yorum yapmak düşmezse sana da yorum yapmak düşmez onu da hatırlatayım istiyorum çünkü biz burada kitapları tartışıyoruz, paylaşıyoruz, tavsiye ediyoruz. Bizimle bu seviyeye gelene kadar yorumda bulunmamanı rica ediyorum.

  • tuğçe nur eyüboğlu

    Cevaplandı: 08 Haziran 2012, 22:27

    bu kitabı dun bitirdim normalde bı kıtabı 2 gunde bıtırıyorum fakat bu uzun surdu cunku lys sınavına hazırlanıyorum.kitap sürükleyici fakat bılgı verdıgı bolumlerın bazılarında ve hastane bolumlerınde sabırsızlandım bu belkıde kıtabın devamında neler olacak dıye dusunmeden kaynaklanıyodur.kitap etkileyici akıcı ve sanki yazar yaşadıklarını anlatıyomuş gıbı hıssettırıyo (bana öyle hissttırdı en azından ). bız sıradan okuyucular romanları okurken eleştırmenler gıbı ayrıntılara takılmadan kendımızı akışa bırakarak yaşayarak okudugumuz ıcın ayrıntılar bızı ılgılendırmıyo akıcı ve ıstedıgımız duyguları ıstedıgımız gıbı yasıyosak o kıtap bızım ıcın olmuş demektır bu yuzden eleştırmenler bı kıtabı dusuncelerımıze zıt sekılde yorum yapınca kabul etmıyoruz fakat haklı oldugunuz yerler var dogru ama benım fıkrıme gore roman zevktir eger duygularımı yansıtıyosa benı ıcıne cekıyosa olmuş demektır.kıtabın kapagındakı kadın marıanne ve okanatlar sırtındakı dovmeler dıye dusunmustum kırılmalarınn sebebıde yasadıklarından kaynaklı dıye dusundum uzun uzn anlatmıcam.adına gelınce kıtabın ıcınde gecen erkek kahraman bı bolumende kendısıne zebanı dıye bunedenle zebanı olmş olabılır.ayrıca ben kıtabı merakla okudum ve bıtırdıgımde marıannenn olumune uzuldumacıkcası.tabı bu kıtabın abartılacak tek yanı bence tabıkı yazarın gercekten yasamış gıbı olan bı olay gıbı anlatıyo olması ve vay be gercekten yaşamış olmalı dedırtmesı…

  • mehmet

    Cevaplandı: 21 Temmuz 2012, 16:42

    1-Evet katılıyorum kapak uyumsuz olmuş.fakat kitabın diğer ülkelerdeki basım kapakları iyiydi.
    2-orjinal adı the gorgoyle yani şu marianne nin yaptığı çirkin yaratık heykelleri .dilimize çevrilirken zebani diye çevrilmiş o heykeller.kitabın başkarateri değil o bahsedilen ;.heykeller
    3-kitap insanı farklı dünyalara çekerek farklı ruh hallerine sokuyor zaten bu da neden çok satıdığının bir diğer açıklaması.insanlar bir noktaya takılan kitapları okumaktan sıkılırlar sürüklenmek isterler
    4-anlamsız gibi gelen hikayenin sonunda anlamanız gerekirki aslında marianne e tam olarak hastada diyemiyorsunuz.kendinizi onun deli olduğuna inandırmaya çalışsanızda kitabın sonunda öyle bir bilgi veriyor ki reenkarne olmuş birinimi anlatıyor şizofren birinimi karar veremiyorsunuz

    kısacası okunması gereken bir romantik kitap

  • Sıla

    Cevaplandı: 04 Eylül 2012, 12:38

    Ben de kapağından ve adından etkilenerek kitabı büyük bir hevesle almıştım. Yine de biraz hayal kırıklığı yaşadım tabi ama fazla değil. Yazarın anlatımı ve anlatımından çok hayal gücünden çok etkilendiğim için kitabı kötü bulmuyorum.. :)

  • ayebn

    Cevaplandı: 23 Eylül 2012, 10:59

    iğrenç kitap bencede çok alakasız ben yeni okumaya başlarım ama çok alakasız ve kötü kitap

  • Havin

    Cevaplandı: 16 Kasım 2012, 14:26

    Kitap cok ahlaksızda diyen arkadasın yası sanırım henüz erken bir yastir … Bence kitap seçerken bunu dikkate almak gerekir…ama hikaye gercekten cok güzel yazar bence harika bir is çıkarttı …acaba sorusu icimi kemiriyor zaten reenkarnasyon konusunda…

  • önemli deil

    Cevaplandı: 03 Ocak 2013, 11:26

    bu kitabı bna arkadaşım hediye etti gerçektende size katılıyorum bu kitabın kapağını ve arkasındaki yorumları okuyunca çok heycanlanmıştım ama çok büyük bir hayal kırıklığının eseriydi ve içeriği +18 fakat kapağı hiçbir şekilde bunu yansıtmıyor tam bir facia bu kitap

  • OMER_BABA

    Cevaplandı: 21 Şubat 2013, 21:13

    Yorum tamamen yanlış. Kitabı dün bitirdim. Kitap tamamen bir şaheser. Okuma yazma bilmeyenler kitabı anlayamıyor. Bu kitap okuduğum en iyi kitap. bundan önce sefiller en iyisiydi ama bu kitap daha iyi hatta en iyi. Sen bu kitabı aşağılamaya utanmıyor musun?

  • ESİN

    Cevaplandı: 01 Mart 2013, 15:38

    bende yeni başladım henüz ortalarına gelmedim ama dediğiniz kadar sıkıcı değil bence sadece evet zebani yakıştırmasıyla alakasız .

  • OMER_BABA

    Cevaplandı: 20 Mart 2013, 18:15

    kitaba kötü diyen arkadaş acaba kaç kitap bitirmiş okuma yazması var mıymış?
    kitap bir harika dostum okuduğum en güzel kitap ki ben bütün dünya klasiklerini okudum yani kitaba kötü diyen onu okumamış sallıyordur veya başkasından bir şeyler duymuştur.

  • damla

    Cevaplandı: 31 Mart 2013, 22:58

    Yorumunuzu hayretler icerisinde okudum cunku Zebani benim en sevdigim kitaplardan birisidir.Gorunen o ki kitap elestirmenligi herkesin harci degil ozellikle de kapaklarina bakip kitap secenler icin.Gunumuzde yogun bir sekilde populer denilen kof kitaplarin saldirisina ugrarken, boyle derin icerikli ve ciddi anlamda bizi surukleyecek bir kitabin, yerdeki curuk bir elmaya tekme atar gibi basite indirgenerek, kitabi okumamis insanlarda da onyargi olusmasina neden olarak ifade edilmesi acinasi bir elestirici bicimidir. Kitabi begenir ya da begenmezsiniz bu size kalmistir. Yani sikilabilir ve okumak istemezsiniz.Ancak yazarin olusturdugu olayi-hikayeyi mantik cercevesinde ele almaya calismaniz ya da herhangi bir mantiga oturtmak istemeniz ne derece mantikli? Yazar istedigi konuyu isler,surdurur, isterse de sacmalar.Acikcasi Zebani`deki olaylari gercekmis gibi yorumlayip birtakim sorulara cevaplar aramaniz gulunc geldi.Kitap butunuyle doyurucuydu. Siz elestirmek icin okumaya baslamissaniz zaten icindeki incelikli olgulari ozellikle de Marienne`nin oykulerini hazmetmede yetersiz kalmissinizdir. Yazarin ilk kitabi olmasina ragmen gunumuzdeki bircok yeni yetme yazardan daha donanimli ve romantik oldugu kesindir.Size bir okuyucu tavsiyesi; kitaplari asla kapaklarina bakarak almayin ki bunu artik 10 yasindaki yegenim bile yapmiyor. Kitap elestirmek demek atomu parcalamak degildir, boylesine objektif olma hirsi yersiz ve edebiyat alani icin aykiridir. Ve son olarak Zebani`yi sessiz bir ortamda tekrar okursaniz(buna calisirsaniz) ne iyi olur.

  • serdar

    Cevaplandı: 27 Ağustos 2013, 12:10

    Kitabı 4 günde okudum akıcı bir uslubu var.Kitap roman türünde yazılmış gibi duruyor ancak başkalarına ait o kadar çok hikaye anlatılmışki ben buna hikayeler topluluğu desem daha iyi olur.Sayfaları çevirirken yazara sürekli başkaları başkalarına ait hikaye anlatma çabası başta baya sinirlerimi bozdu ana kahramanlar kendi hikayeleri yerine başkalarının rivayetlerini anlatmaları kitabın sıkıcı unsurlarından dı ancak yazar son bölümlere doğru bu hikayeleri iyi bir sanrıyla sonunda birleştirdi .Ama bu hikayeleri tek bir rüya veya sanrı ile birleştirmeye çalışması sonucu kitap inandırıcılığını kaybetmeye yüz tuttu. Bu kitabı sevmediğim anlamına gelmemeli ama. okunması gereken bir çalışma olduğunu düşünüyorum..

  • Louis Meile

    Cevaplandı: 23 Mayıs 2014, 09:24

    kitabı neydeyse 2 yıl önce okudum ve mükemmel derecesinde bulduğum bir kitaptır belki kapagı uyumsuz olabilir ismi orjinal dilinde bırakılsa yine olabilir ama ilgi çekici ve inanılmaz akıcı bir kitap 2 gecede bitirmiştim ve hala ona benzer kitap bulamadım. aradaki hikayeler insanı olaydan alıp başka yere götürüp getiriyor ve bence o hikayeler kitabı sıkıcı düz bir mantıktan çıkarmış

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*


*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>


Email
Print